
Nisan ayının başından beri İstanbul'un hemen hemen tüm ana caddeleri,parkları ve bahçeleri Lale'lendi.Ömürleri çok kısa da olsa laleler İstanbul'a renk kattı ve hala da katmaya devam ediyor.08-15 Nisan tarihleri arasında ise Lale Festivalinin bu yıl 2.si İstanbul'da düzenlendi.Bu festival kapsamında da bu bahar İstanbul'a 8 milyon "Lale" dikilmiş. Her ne kadar parklarda, ana caddelerde yer alan Laleri görüyorsam da bir kaç haftadan beri annemle beraber Emirgan Korusuna gitme niyetimiz vardı.Orasının tam bir lale cenneti olduğunu duymuş ancak şimdiye kadar gitmeye hiç fırsatım olmamıştı.Bugün nihayet bir fırsat yarattık ve ben gördüğüm güzellikler karşısında resmen büyülendim. İstanbul'da yaşayıp şimdiye kadar da böyle bir güzelliği görmeye gitmediğim için de kendimi açıkcası ayıpladım.
Emirgan Korusuna biz annem, anneannem,ben ve küçük kızım olmak üzere tam dört kuşak bir arada gittik.Bu şekilde dört kuşak birlikte dolaşmak tabi ki mizaç olarakta anlaşabiliyorsanız süper oluyor.

Emirgan Korusu'nda;Beyaz Köşk,Pembe Köşk ve Sarı Köşk olmak üzere üç köşk bulunuyor.En rağbet gören ise Sarı Köşk ve yukarıdaki fotoğrafta Sarı Köşk'e doğru çekildi.Malzemelerinizi alıp piknik yapabileceğiniz gibi köşklerde; brunch yapmanız , birşeyler yemeniz ve içmeniz de mümkün.Brunch saat 13:00'e kadar sürüyor ve bu saate kadar da başka bir servis yapmıyorlar. Yemek yemek isterseniz ise ancak saat 13:30'dan sonra size menü verebileceklerini ve siparişinizi alabileceklerini belirtiyorlar.Özel müteşebbislerde rastlayamayacağınız değişik bir mantelite köşklerin işletmesine hakim.Ama yine de Laleler ve bulunduğunuz ortam sözkonusu olunca bu tarz olumsuzlukara çok fazla takılmıyorsunuz.
Bu kadar yazıdan sonra şimdi resimlere konsantre olun bence ve İstanbul'da yaşıyorsanız daha fazla vakit kaybetmeden ve Lale Zamanı geçmeden mutlaka yolunuzu Emirgan Korusu'na düşürün ve bu koruda gezebildiğiniz kadar gezin.

