3beyaz

Mutlu Yıllar

30/12/2007 · Kategori: Hayata Dair

 

Yine bir süreden beri bloguma vakit ayıramadım.Son zamanlarda hep bir koşuşturma ve bir yerlere yetişme telaşı içindeyim.Zaman o kadar hızlı akıp gidiyor ki... Zamanın ne kadar hızlı akıp gittiğinin farkına geçtiğimiz günlerde koltukta otururken bir kere daha farkettim.Ben koltukta oturuyordum.Kızlarımdan biri anakucağındaydı ve tam 3 aylık olmuştu, diğeri ise bütün bir günün yorgunluğundan koltuğun üzerinde uyuyakalmıştı ve neredeyse 3,5 yaşını doldurmak üzereydi.Sanki daha dün anakucağına oturan oydu..İlk defa bu sene yeni yılın gelmesi benim içimde bir sıkıntı yarattı.Ve herşeyi sorgulamaya başladım zihnimde. Oysa önceki senelerde Nişantaşı'nın o süslenmiş, binbir renge bürünmüş sokaklarında dolaşırken, yeni bir yılın gelmesinin keyfini yaşardım.Şimdi ise belki zamanın hızla akıp geçtiği gibi, artık 30+'lı yaşlarda da yol almamın bir etkisi var sanırım ruh halimde..Neyse sizleri daha fazla sıkmadan kendi duygu ve düşüncelerimi bir kenara bırakıp yeni yıl mesajımı paylaşayım..

Öncelikle ülkemiz ve dünya için 2008'in barış dolu bir yıl olmasını diliyor , herkesin de bu yıl içerisinde tüm dileklerini gerçekleştirmesini temenni ediyorum. Sevdiklerinizle birlikte nice mutlu yıllara..

Kalıcı Bağlantı Yorum (8) Yorum yaz!

Kısa bir aradan sonra tekrar merhaba

16/10/2007 · Kategori: Hayata Dair

 

Blog dünyasına mecburiyetten bir süre ara vermek durumunda kalmıştım.Bu süre içerisinde yorumlarınızla beni yalnız bırakmadığınız için teşekkür etmek istemekle birlikte bazı blogcu arkadaşlarım blogumu güncellemeyince hemen nedenini anladılar ve beni tebrik ettiler..Blogumdan ayrı kaldığım bu süre boyunca ben ikinci kez anne olmanın mutluluğunu tattım.Bu süre zarfında da bebeğimin bu dünyaya adapte olmasını, ablamızın kardeşini kabul etmesini sağlamaya çalıştım.Bugünlük sizlere kızımın doğum çikolatalarından ikram etmek istiyorum.Bir iki güne kalmaz yeni tariflerimi de sizlerle paylaşıyor olacağım.

Sevgiler

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

İstanbul'da Lale Zamanı

21/4/2007 · Kategori: Hayata Dair

Nisan ayının başından beri İstanbul'un hemen hemen tüm ana caddeleri,parkları ve bahçeleri Lale'lendi.Ömürleri çok kısa da olsa laleler İstanbul'a renk kattı ve hala da katmaya devam ediyor.08-15 Nisan tarihleri arasında ise Lale Festivalinin bu yıl 2.si İstanbul'da düzenlendi.Bu festival kapsamında da bu bahar İstanbul'a 8 milyon "Lale" dikilmiş. Her ne kadar parklarda, ana caddelerde yer alan Laleri görüyorsam da bir kaç haftadan beri annemle beraber Emirgan Korusuna gitme niyetimiz vardı.Orasının tam bir lale cenneti olduğunu duymuş ancak şimdiye kadar gitmeye hiç fırsatım olmamıştı.Bugün nihayet bir fırsat yarattık ve ben gördüğüm güzellikler karşısında resmen büyülendim. İstanbul'da yaşayıp şimdiye kadar da böyle bir güzelliği görmeye gitmediğim için de kendimi açıkcası ayıpladım.

Emirgan Korusuna biz annem, anneannem,ben ve küçük kızım olmak üzere tam dört kuşak bir arada gittik.Bu şekilde dört kuşak birlikte dolaşmak tabi ki mizaç olarakta anlaşabiliyorsanız süper oluyor.

Emirgan Korusu'nda;Beyaz Köşk,Pembe Köşk ve Sarı Köşk olmak üzere üç köşk bulunuyor.En rağbet gören ise Sarı Köşk ve yukarıdaki fotoğrafta Sarı Köşk'e doğru çekildi.Malzemelerinizi alıp piknik yapabileceğiniz gibi köşklerde; brunch yapmanız , birşeyler yemeniz ve içmeniz de mümkün.Brunch saat 13:00'e kadar sürüyor ve bu saate kadar da başka bir servis yapmıyorlar. Yemek yemek isterseniz ise ancak saat 13:30'dan sonra size menü verebileceklerini ve siparişinizi alabileceklerini belirtiyorlar.Özel müteşebbislerde rastlayamayacağınız değişik bir mantelite köşklerin işletmesine hakim.Ama yine de Laleler ve bulunduğunuz ortam sözkonusu olunca  bu tarz olumsuzlukara çok fazla takılmıyorsunuz.

Bu kadar yazıdan sonra şimdi resimlere konsantre olun bence ve İstanbul'da yaşıyorsanız daha fazla vakit kaybetmeden ve Lale Zamanı geçmeden mutlaka yolunuzu Emirgan Korusu'na düşürün ve bu koruda gezebildiğiniz kadar gezin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (9) Yorum yaz!

Tekrar merhaba ve bir "MUTLULUK"

9/4/2007 · Kategori: Hayata Dair

Kısa ancak zorunlu bir ayrılıktan sonra kocaman MERHABA...Zorunlu bir ayrılık çünkü; ayrı kaldığımız bu süre zarfında mutfakta vakit geçirmeyi seven ben, küçük bir ufaklık yüzünden mutfak kapısının bile önünden geçemez oldum.Evet bir önceki cümleyi okuyunca tahmin ettiğiniz gibi küçük kızıma küçük bir kardeş geliyor...Bu süre zarfında her ne kadar mutfakta vakit geçiremediysem de boş da durmadım.Kızımla gezdim,vizyona yeni giren filmlere gittim ve bir de yeni bir uğraş olarak ahşap boyama kursuna başladım.Kısa bir süre sonra bu kursta öğrendiklerimi ve yaptıklarımı ayrı bir blogta sizlerle paylaşmayı planlıyorum.

Bugün ise gittiğim filmlerden en beğendiğim olan "MUTLULUK"u sizlere önermek istiyorum.Eğer hala görmediyseniz ve seyretme imkanınız varsa sakın kaçırmayın derim.Aşağıda filmle ilgili kısa bir özete de yer vermekle birlikte bu hafta içerisinde yeni bir tarifle birlikte olacağız.

Yönetmen: Abdullah Oğuz
Oyuncular: Özgü Namal, Murat Han, Talat Bulut,
Senaryo: Kubilay Tunçer - Elif Ayan - Abdullah Oğuz
Görüntü Yön: Mirsad Heroviç
Tür: Dram
Yapım Yılı: 2007


Filmin özeti:
Meryem (Özgü Namal), perişan ve baygın halde, bir göl kenarında bulunur. Ailesi, kızlarının bir namussuzluk yaptığını düşünerek töre gereği öldürülmesine karar verir. Öldürme görevi ise yakın akraba Cemal’e (Murat Han) verilir. Çıktıkları ölüm yolculuğunda, Meryem ve Cemal’in yolları Profesör İrfan Kurudal (Talat Bulut) ile kesişir ve bu karşılaşma üçünün de kaderlerini değiştirecek mutluluğa doğru bir yolculuğun başlangıcı olur...

En kısa sürede görüşmek üzere

Sevgilerimle... 

 

Kalıcı Bağlantı Yorum (7) Yorum yaz!

Sıra Bana da Geldi SOBELENDİM

7/2/2007 · Kategori: Hayata Dair

Evet Sibelin de belirttiği gibi bir sobelenme furyasıdır esip geçiyor.Bana da sıra gelir mi gelmez mi derken Sibelcim beni sobelemiş.Ben de aşağıdaki sorulara mümkün olduğunca içten yanıtlar vermeye çalışacağım.

 

Market alışverişi yaparken yeni ürünleri alıp mutlaka denerim....

Market alışverişi benim vazgeçilmezlerim arasında.Rafları incelemek yeni çıkan bir şeyler varsa onlara bakmak ve denemek en büyük zevkim.Tabi daha çok mutfakla ilgili olan ürünlerin ilgimi çektiğini de belirtmeliyim.

İnternetten gazete okumayı hiç sevmem... 

Çalışırken yani bundan bir ay öncesine kadar sabahları işe gelir gelmez ilk işim PCmi açıp en az iki gazeteye gözatmaktı.Ancak yine de o gün internetten okuduğum gazetenin gerçeğini elime alma şansım olduğunda sanki o gazeteyi okumamışım hissine kapılırdım.Şimdi ise mümkün olduğunca hardcopy gazete okumaya çalışıyorum.İnternet maalesef benim için ikinci planda..

Hiç sigara içmedim, tadını bilmem... 

Sigara içmedim diyemem içtim ama sadece nasıl bir şey olduğunu merak ettiğim için bir ya da iki kez.Ben içmiyorum ve yaklaşık 1,5 sene önce sigara içen eşim de sigarayi bıraktı.Şimdi ailece yeşilaycıyız.

Sevgi, saygı ve hoşgörü hayatımdan çıkarmayacağım kavramlardır. Ukalalıktan nefret ederim...

Sevgi ,saygı ve hoşgörü ....O kadar azaldı ki yaşadığımız dünyada...Bazaen insan umutsuzluğa kapılıyor sırf bu yüzden.Ben mümkün olduğunca bu kavramlara önem veriyorum ve kızıma da örnek olmaya çalışıyorum.Ukalalığın ise hayatımda hiç yeri yok.Gerçekten nefret ederim.

Futbolu seviyorum...

Ne yalan söyleyim.Futbolu sevmiyorum.Ve ilk evlendiğimizde eşimin evde maç seyretmesine de sinir oluyordum.Ama tuttuğum bir takım yok mu??Tabi ki var.Fenerbahçe...

 

Arkadaşlar umarım bu cevaplar yeterlidir.Ben de thesuuur ve lalecik'i sobeliyorum.Herkese kolay gelsin.

Kalıcı Bağlantı Yorum (5) Yorum yaz!

Bu ayın etkinliği

26/1/2007 · Kategori: Hayata Dair

Merhaba;

Bu ayın etkinliği kekevi.com tarafından kek olarak belirlenmiş.Haydi hep birlikte çeşit çeşit kekler yapmaya

 



Kalıcı Bağlantı Yorum (yok) Yorum yaz!

Bir Çay Molası

18/1/2007 · Kategori: Hayata Dair

Yeni yılın hemen ertesinde aşağıda resmini de göreceğiniz üzere bir paket aldım.Paketin içinde, daha önce adını duyduğum ancak bir türlü uğrama fırsatı yaratamadığım daha doğrusu önünden bir kaç kez geçmeme rağmen çay konusunda çok fazla değişikliklere açık olmadığım için uğramadığım "Tikina çay dükkanı"nın ürünlerinden bir demet vardı.Espresso gibi kahve seçeneklerinin yanısıra "green chocolate royal" ve "christmas tea royal" adını taşıyan çayları, ilk etapta biraz çekimser kalarak denedim.Özellikle yeşil çayı sevmeyen ben her iki çayı da büyük bir keyif alarak içtim.Ve içmekle de kalmayarak sizinle de paylaşmak istedim.

Çayı hazırlamanın bir güzelliği eğer tek başınaysanız ve canınız bir çay istedi ise hiç demlikle filan uğraşma derdi olmadan paketin içinden çıkan ve benim kupa demliği (gerçek adını bilmiyorum ve bknz alttaki resim) adını taktığım demlik yardımı ile bir kişilik çayı çok rahatlıkla demleyebiliyor olmanız.Her şeyden önce her bir paketin üzerinde bir bardak çay için bu demliğe kaç çay kaşığı çay koymanız ve ne kadar süre de demleneceğine dair bilgiler mevcut ki bu da işinizi daha da kolaylaştırıyor. Ve tabiki kuru kuruya güzel çaylardı ve bundan sonra da diğer çeşitlerini de denemeye devam edeceğim demenin yanısıra Tikina hakkında biraz daha detay bazda araştırma yaptım.

Öncelikli olarak Tikina Tea Shop'un,Teşvikiye Ihlamur Yolu sokakta bulunduğunu ve  adını Doğu Karadeniz'de çay toplarken kullanılan sepetin yerel adı olan “tikina”dan aldığını belirtmek yerinde olacak.Bildiğim kadarı ile şu an başka bir şubeleri yok ve öğrendiğim kadarı ile Tikina'da dünyanın dört bir yanından gelen 60'dan fazla orijinal harman bulunuyor. Çay cinsleri arasında aromalı yani kokulu, yeşil, füme, siyah, beyaz ve kafeinsiz çaylar var. Tikina’da hindistancevizli, karamelli, portakal çiçekli, badem aromalı ve daha onlarca farklı tat ve kokuda çay çeşidini bulmak, harmanlayarak yenilerini elde etmek mümkün.Ancak Tikina'nın ürünleri sadece çay cinsleriyle sınırlı değil. Çayla ilgili aklanıza ne geliyorsa (demlikler, çeşit çeşit kupalar, süzgeçler, su ısıtıcıları, su filtreleri, servis için gerekli aksesuarlar) burada bulmak mümkün.Ayrıca çay hakkında aranılan tüm ayrıntıları, pişirme yöntemlerini bulabileceğiniz kitaplar ve bunun yanısıra çayın yanında yiyebileceğiniz; kurabiyeler, kekler, poğaçalar, elma payları bulunuyor.Kısaca Tikina'ya çay almak için uğrayabileceğiniz gibi sohbet edebileceğiniz bir cafe ortamından da faydalanabilirsiniz.Teşvikiye'ye yolunuz düşerse iyi bir alternatif olacaktır.Ancak aklınızda bulundurmanız gereken tek şey pazar günü kapalı oldukları diğer günler ise saat  09.30 ile 19.30 arasında açık oldukları.

Kalıcı Bağlantı Yorum (3) Yorum yaz!

Merhaba

14/1/2007 · Kategori: Hayata Dair


2005 yılı sonunda portakal ağacı ile başlayan ve sonrasında pastacı ve diğer bloglarla devam eden serüvenime bir blog sahibi olarak devam etme kararı beni heyecanlandırıyor. Bu yüzden size koca bir merhaba diyerek başlamak istiyorum.Bloguma vereceğim isim konusunda ise epey düşündüm ve 3beyaz konusunda ilk etapta kararsız kaldım.Ne de olsa 3beyazın pek de iyi olmayan bir ünü var literatürümüzde. Örneğin diyete başlamaya niyeti olanlara 3beyazı kesmeleri tavsiye edilir öncelikle. Ancak onlarsız da bir hayat düşünülemez.Bu yüzden bizim vazgeçilmezimiz olan ve tüm tariflerimde de en az birini kullanacağım 3beyazın blog ismim olmasının doğru bir karar olacağını düşündüm.Her şeyde olduğu gibi kararında kullanılan maddelerin zararı değil de yararı olduğunu düşündüğümüzde 3beyaz da olmazsa olmazımız bizim.Bugünden itibaren blogumu mümkün olduğunca sık güncelleyerek yol almak istiyorum.Umarım bu yolculuğumda sizler de beni yorum ve görüşlerinizle yalnız bırakmazsınız. :-)

Kalıcı Bağlantı Yorum (1) Yorum yaz!

« Önceki ::